Bálint Balassi Hakkında

Macar şiirinin üstadı olan Bálint Balassi (1554-1594) aşkta hayal kırıklığı yaşadıktan sonra tüm mal varlığını kaybedince 1589 senesinde sembolik olarak tüm eserlerini ateşe verir ve belki de hiç bir zaman dönmeyeceği Polonya'ya gitmek üzere yola çıkarken sınırda şu sözleri söyler: "Ey, sevgili vatanım, candostum Macaristan! / Hristiyanlığın kalkanını taşıyan."

"Sevgili vatanım" ifadesini Macar edebiyatında ilk olarak kullanan şair, yıllardır süre gelen Macar edebiyatının vatanperverlik simgesinin ana temsilcisi olarak anılacaktır.
Ülkedeki en zengin ve en soylu ailelerinden birinin evladı olan Bálint Balassi'nin babası János, Habsburg'ların önde gelen saray adamı olarak Avrupa çapında bilinen bir şövalye, korkulan bir asker, zengin bir hami ve gerçek bir rönesans adamıydı. Oğlunun eğitimini çağın en edebi Macar protestan din adamı olan Péter Bornemisza'ya emanet ediyor. Bálint, ailesinin "tesellisi" için bir Alman Lutheran dini metnini (Rahatsız ruhların otlu bahçeciği, 1572) Macarca'ya çevirdiğinde henüz çocuk yaşlarındadır ve kral Rudolf'un taçlandırma şenliği kapsamında Viyana sarayında muazzam bir çoban dansı gösterisi sunar. Malesef hayatının bundan sonraki kısmını devamlı bir maddi düşüş ve toplumsal hayal kırıklıklarının bulunduğu bir dizi olumsuz olayın meydana gelmesiyle geçirir. Mutsuz bir evlilik, en büyük aşkının başkasıyla evlenmesi, kurnaz bir akrabanın servetine el koyması ve devamlı olarak Macaristan'ı yıkan ve adım adım fetheden bir Türk ordusu varken, kendisinin Macar ordusunda ciddi bir konum alamaması da eklenir. Türklere karşı büyük özgürlük savaşı başlar başlamaz Balassi, Estergon kalesindeki çatışmalarda şehit düşer. Vaktiyle katolik dinine geçen Balassi son eserini bitiremeden hayata gözlerini yummuştur.
Kraliyet mahkemesi huzurunda akrabalarıyla, ilahilerinde ise Tanrıyla tartışır. Tipik bir rönesans adamı olarak aşkta vahşi, öfkede sınır tanımayan birisiydi. Ama Macar edebiyatı onun sayesinde yeniden doğup Latin dili kullanımından Macarca dili kullanımına geçmiştir. Pannonius Janus'dan sonra dünya çapında ikinci olarak bilinen Macar şair Bálint Balassi, öfkeli bir soylu olup konu edebiyata gelince narin zevki olan bir hümanistti. Ronsard, Spenser ve Sidney'in yaşıtı olan şair, neoplatonik aşk felsefesinin ve petrarkacı şiir uslubunun takipçisi olarak yerli renklerle harmanlayıp yepyeni şiirsel çözümleriyle yenilemelere yol açmıştır. Alman, İtalyan, Leh, Türk ve Hırvat etkileri sayesinde genç yaşta neolatin şiir sanatıyla tanışmıştır. Marullus ve Janus Secundus'un eserlerinden yola çıkarak asıl kaynak olan Francesco Petrark'ı örnek aldı.Macar edebiyat tarihindeki rolü Petrark'ın İtalyan edebiyatındaki rolüyle eşit sayılır. Balassi'den önce bazı iyi olan şiirler yazılmıştır ama edebiyat dilindeki benlik tekniği, kurgulanan lirik özgeçmişinin şiir dizisini dönemsel olarak yaratması Bálint Balassi'nin Macar edebiyatına katmış olduğu yeni bir keşiftir.
Tarihteki bir hadiseye göre şiirlerinin derlemesini 1589'daki ayrılığının ardından kendisi hazırladı. Kitabı "Balassi Bálint Verseinek Fragmentumai" ismiyle yayıldı. Yüz adet şiir içeren çalışmada kendisinin kutsal eşini yaratan şair, aşkta yenilen, aşkın ateşinde kavrulan, Julia'sını kaybeden, vatanından ayrılan, yeni aşklarında eskisini arayan, cehennemi boylayan, gurbet ekmeği yiyen, pişmaniyetinde Tanrıyla münakaşada olan sembolik bir benlik yarattı. Sembolik olarak yazdığı şiirler gelecek kuşakların hayal gücünü alevlendirdi. Başarısız ve hakiki Balassi yerini sonraki çağlarda hayali Balassi'ye bıraktı ve takip ve taklit edenlerin çalışmalarından yeni Macar edebiyat akımları ortaya çıktı. Talebeleri ve takipçileri şehitliği anısına yas şiirleri kitabını çıkartıp sonraları ise hakiki edebiyat üstadı olarak anılmasını sağladılar. Sadece Macar şiirinin (ve genel olarak Macar dili) üstadı değil, edep, kültür ve uygar Avrupa tarzı yenilenmeyle gerçekleşecek bir önder olduğuna inandılar.
Takipçileri haklıydı. Bálint Balassi ve eserleri hakkındaki bilgilerimiz, kendisinin sınırları aşan bir şair olduğunun kanıtı niteliğindedir. Ana dili Macarcaydı ama küçük yaşta dadılarından Slovakça ve Lehçe öğrendi. Dindar duyguları kuşkusuz gerçekti ama hayatı boyunca farklı mezheplere yaklaştı. Öğretmeni Lutheran, ailesi Kalvinist, yetişkin olarak ise Cizvitlerin etkisi altına girdi. En ünlü şiirlerinden biri "In Laudem Confiniorum" Osmanlı ordularına karşı Avrupa'yı koruyan sınır kalelerindeki askerleri öven bir eserdir. Aynı Balassi senelerce babasının yanında Viyana sarayında yaşıyor, ve sonraları István Báthori, transilvanya prensi, sonraları Polonya kralı sarayında kalıyor. Saray etiketini de kendisi kadar iyi bilen az sayıda kişi bulunurdu. Dini şiirlerini aşk hevesinin sesiyle yazıyor. Aşk şiirlerini ise dini boyutlara ulaştırıyor. Kendisinin ilk rönesans şairi mi yoksa son ozan mı olduğuna dair bilim adamları uzunca tartışmışlardır. Herhangi birisi olsa da kendisi hem Arkaik, hem çağını geçen, hem de modern bir şahsiyetti. Çağının şiir geleneklerini, kaynak olan Petrark'a dönerek yeniledi ve son döneminde tekrarlamalar başta olmak üzere, şiirlerinde Türk şiir üslubunu keşfetmek mümkündür. Ve bütün bunları herhangi bir örnek bulundurmayan ve takip edebileceği bir önceki geleneği olmayan Macar dilinde gerçekleştirdi. Efsanelere göre sekiz dil konuşurdu: Macarca, Latince, Almanca, İtalyanca, Slovakça, Lehce, Türkçe ve Hırvatça. Ama bu efsane sadece yaşadığı çağın gerçeklerini öne sürüyordu. Bálint Balassi sadece ilk değil, en derin Avrupalı hislerine sahip olan Macar bir şairdi. Hayatı ve eserleri günümüze dek Macar maneviyatının Avrupa ve dünyaya karşı açık görüşlülüğünün bir simgesidir.
Kaynak: www.balassi-intezet.hu


2018
22
Ağustos
P S Ç P C C P
30 31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2

FEATURED EVENTS TR

Olay yok